Gelin kaynana karsi karsiya oturmuslar
> Kaynana ;
> - gelin sen daha yenisin
> birbirimizin huyunu suyunu oturup
> Konusarak anlayalim demis.
> Gelin de ;
> -Tabi Anne konusalım demis..
> Kaynana baslamis anlatmaya.
> - Aman kizim benim 3 halim vardir
> dikkat et.
> Sagima gul Takmissam;
> neseli olurum. Her yola gelirim.
> -Kulagimin arkasina gul takmissam
> havamda olmam.
> Cok israrci Olma.
> - Eger ki yakama yada kulagima
> gul takmamissam sakin ha,
> Etrafimda Dolasma cok sinirli
> Olurum.
> Gelin, kaynana lafini bitirince girmis lafa;
> -Amaaaan Anneee..
> Benim oyle 3-5 halim falan yoktur.
> Bacak Bacak Ustune atarim,
> Sigarami yakarim,
> Sen gulunu KICINA DA taksan
> Ben keyfime Bakarim.
18 Ağustos 2010 Çarşamba
17 Ağustos 2010 Salı
ERKEKLERİN KADINLARA YAPTIĞI İĞRENÇ ASILMALAR VE CEVAPLARI
ERKEKLER 2 YE ayrılıyor. işi bilenler ve bilmeyen ezikler.
eziklerin yöntemleri ve cavpları aşağıda..
------------------
Sokak, kafe, bar ya da sinema… Ortam ne olursa olsun erkeklerin tanışma
yöntemleri aynı. Ama siz, üzerinde düşünülmemiş, klişeler abidesi bu sözlere
zekice cevaplar vererek, bir daha hiç görüşmemeyi garanti altına alabilirsiniz!
Erkek: Bana isminizi bağışlar mısınız?
Kadın: Neden? Sizin yok mu?
Erkek: Size bir içki ısmarlayabilir miyim?
Kadın: Aslında içkinin parasını direkt alsam
daha iyi olur.
Erkek: Ben bir fotoğrafçıyım ve ne zamandır
sizinki gibi bir yüz arıyordum.
Kadın: Ben de estetik cerrahım ve ne
zamandır sizinki gibi bir yüz arıyordum.
Erkek: Sanırım sizinle daha önce bir kez
çıkmıştık ya da iki kez?
Kadın: Sadece bir kez çıkmış olabiliriz,
çünkü aynı hatayı ikinci kez yapmam.
Erkek: Nasıl bu kadar güzel olabiliyorsunuz!
Kadın: Sanırım doğarken sizin payınızı da
ben almışım.
Erkek: Bu cumartesi benimle çıkar mısınız?
Kadın: Üzgünüm, bu cumartesi başım
ağrıyacak.
Erkek: Birçok erkeğin başını döndürüyor
olmalısınız.
Kadın: Siz de birçok kadının midesini
bulandırıyor olmalısınız.
Erkek: Sizi çok mutlu edebilirim.
Kadın: Nasıl? Gidiyor musunuz?
Erkek: Size evlenme teklif etsem, ne cevap
verirdiniz?
Kadın: Bir şey diyemezdim muhtemelen, çünkü
gülerken konuşamam.
Erkek: Sizi sinemaya davet edebilir miyim?
Kadın: Ben o filmi gördüm.
Erkek: Hayatım boyunca neredeydiniz?
Kadın: Sizden saklanıyordum.
Erkek: Hayatım boyunca neredeydiniz?
Kadın: Hayatınızın geri kalanında da
olacağım yerde, rüyalarınızda.
Erkek: Sizi daha önce bir yerde görmüş
gibiyim…
Kadın: Evet, o yüzden artık oraya
gitmiyorum.
Erkek: Bu koltuk boş mu?
Kadın: Evet, ama oturursanız bu boşalacak.
Erkek: Ne işle meşgulsünüz?
Kadın: Kadın taklidi yapıyorum.
Erkek: Sizi çıplak görebilseydim çok mutlu
ölürdüm herhalde.
Kadın: Ben sizi çıplak görseydim gülmekten
ölürdüm herhalde.
eziklerin yöntemleri ve cavpları aşağıda..
------------------
Sokak, kafe, bar ya da sinema… Ortam ne olursa olsun erkeklerin tanışma
yöntemleri aynı. Ama siz, üzerinde düşünülmemiş, klişeler abidesi bu sözlere
zekice cevaplar vererek, bir daha hiç görüşmemeyi garanti altına alabilirsiniz!
Erkek: Bana isminizi bağışlar mısınız?
Kadın: Neden? Sizin yok mu?
Erkek: Size bir içki ısmarlayabilir miyim?
Kadın: Aslında içkinin parasını direkt alsam
daha iyi olur.
Erkek: Ben bir fotoğrafçıyım ve ne zamandır
sizinki gibi bir yüz arıyordum.
Kadın: Ben de estetik cerrahım ve ne
zamandır sizinki gibi bir yüz arıyordum.
Erkek: Sanırım sizinle daha önce bir kez
çıkmıştık ya da iki kez?
Kadın: Sadece bir kez çıkmış olabiliriz,
çünkü aynı hatayı ikinci kez yapmam.
Erkek: Nasıl bu kadar güzel olabiliyorsunuz!
Kadın: Sanırım doğarken sizin payınızı da
ben almışım.
Erkek: Bu cumartesi benimle çıkar mısınız?
Kadın: Üzgünüm, bu cumartesi başım
ağrıyacak.
Erkek: Birçok erkeğin başını döndürüyor
olmalısınız.
Kadın: Siz de birçok kadının midesini
bulandırıyor olmalısınız.
Erkek: Sizi çok mutlu edebilirim.
Kadın: Nasıl? Gidiyor musunuz?
Erkek: Size evlenme teklif etsem, ne cevap
verirdiniz?
Kadın: Bir şey diyemezdim muhtemelen, çünkü
gülerken konuşamam.
Erkek: Sizi sinemaya davet edebilir miyim?
Kadın: Ben o filmi gördüm.
Erkek: Hayatım boyunca neredeydiniz?
Kadın: Sizden saklanıyordum.
Erkek: Hayatım boyunca neredeydiniz?
Kadın: Hayatınızın geri kalanında da
olacağım yerde, rüyalarınızda.
Erkek: Sizi daha önce bir yerde görmüş
gibiyim…
Kadın: Evet, o yüzden artık oraya
gitmiyorum.
Erkek: Bu koltuk boş mu?
Kadın: Evet, ama oturursanız bu boşalacak.
Erkek: Ne işle meşgulsünüz?
Kadın: Kadın taklidi yapıyorum.
Erkek: Sizi çıplak görebilseydim çok mutlu
ölürdüm herhalde.
Kadın: Ben sizi çıplak görseydim gülmekten
ölürdüm herhalde.
Etiketler:
asılma,
erkekler,
lkadınlar,
taciz,
tanışma denemeleri
Mahkemelerden Gerçek ve Komik Diyaloglar
Okuyacaklariniz tamamen gerçek mahkeme tutanaklaridir
SORU : Dogum tarihiniz nedir?
CEVAP : 15 Temmuz
SORU : Hangi yil?
CEVAP : Her yil
SORU : Hastaliginiz hafizanizi etkiliyor mu?
CEVAP : Evet
SORU : Peki ne sekilde etkiliyor?
CEVAP : Olaylari unutuyorum.
SORU : Bize unuttugunuz bir seyi örnek olarak verebilir misiniz?
SORU : Sizinle yasayan oglunuz kaç yasinda?
CEVAP : Ya 38 ya da 35 Hangisi oldugunu hatirlamiyorum.
SORU : Ne kadardir sizinle yasiyor?
CEVAP : 45 yildir
SORU : Kocaniz uyandigi zaman, size söylediði ilk sey neydi?
CEVAP : Bana ''Neredeyim ben, Canan?'' dedi.
SORU : Peki bu niçin caninizi siktı?
CEVAP : Çünkü benim adim Suzan...
SORU : Korna çaldiniz mi?
CEVAP : Kazadan sonra mi?
SORU : Kazadan önce.
CEVAP : Tabii; 10 yil boyunca...
SORU : Kadinin üç çocugu vardi degil mi?
CEVAP : Evet.
SORU : Kaçi erkekti?
CEVAP : Hiçbiri.
SORU : Hiç kiz çocugu var miydi?
SORU : Merdivenlerin bodrum katina indigini söylediniz.
CEVAP : Evet.
SORU : Ayni merdivenler yukari çikiyor muydu?
SORU : Ilk evliliginiz nasil sona erdi?
CEVAP : Ölümle.
SORU : Ölen kimdi?
SORU : Saldirgani tarif eder misiniz?
CEVAP : Orta boyluydu, sakali vardi.
SORU : Kadin miydi, erkek miydi?
SORU : Vücudu incelediginiz zamani hatirliyor musunuz?
CEVAP : Otopsi 18.30 da basladi.
SORU : Adam ölüydü degil mi?
CEVAP : Yok, masada oturmus, neden üzerinde otopsi yaptigimi merak ediyordu
SORU : Dogum tarihiniz nedir?
CEVAP : 15 Temmuz
SORU : Hangi yil?
CEVAP : Her yil
SORU : Hastaliginiz hafizanizi etkiliyor mu?
CEVAP : Evet
SORU : Peki ne sekilde etkiliyor?
CEVAP : Olaylari unutuyorum.
SORU : Bize unuttugunuz bir seyi örnek olarak verebilir misiniz?
SORU : Sizinle yasayan oglunuz kaç yasinda?
CEVAP : Ya 38 ya da 35 Hangisi oldugunu hatirlamiyorum.
SORU : Ne kadardir sizinle yasiyor?
CEVAP : 45 yildir
SORU : Kocaniz uyandigi zaman, size söylediði ilk sey neydi?
CEVAP : Bana ''Neredeyim ben, Canan?'' dedi.
SORU : Peki bu niçin caninizi siktı?
CEVAP : Çünkü benim adim Suzan...
SORU : Korna çaldiniz mi?
CEVAP : Kazadan sonra mi?
SORU : Kazadan önce.
CEVAP : Tabii; 10 yil boyunca...
SORU : Kadinin üç çocugu vardi degil mi?
CEVAP : Evet.
SORU : Kaçi erkekti?
CEVAP : Hiçbiri.
SORU : Hiç kiz çocugu var miydi?
SORU : Merdivenlerin bodrum katina indigini söylediniz.
CEVAP : Evet.
SORU : Ayni merdivenler yukari çikiyor muydu?
SORU : Ilk evliliginiz nasil sona erdi?
CEVAP : Ölümle.
SORU : Ölen kimdi?
SORU : Saldirgani tarif eder misiniz?
CEVAP : Orta boyluydu, sakali vardi.
SORU : Kadin miydi, erkek miydi?
SORU : Vücudu incelediginiz zamani hatirliyor musunuz?
CEVAP : Otopsi 18.30 da basladi.
SORU : Adam ölüydü degil mi?
CEVAP : Yok, masada oturmus, neden üzerinde otopsi yaptigimi merak ediyordu
Çocukların Evlilik Hakkında Düşündükleri
KİMİNLE EVLENECEGİNİZE NASIL KARAR VERİRSİNİZ?
"Buna biz karar veremey...iz, Tanrı bunları önceden ayarlamıştır. Biz de kime takılacaksak, bir gün yolda yürürken karşımıza çıkar."Zeynep, 10 yaşında.
EVLENMEK İÇİN EN UYGUN YAŞ KAÇ OLMALI?
"Yaşla ilgisi yok, evlenmek için aptal olmak yeter" Ali, 6 yaşında (bizden akıllı)
- ANNENLE BABANIN ORTAK YÖNÜ NEDİR?
"İkisi de, baska çocuk istemez." Selin, 8 yaşında.
- BIR KIZLA BIR ERKEK ÇIKTIKLARI ZAMAN NELER YAPARLAR?
"Biriyle çıkmak çok eğlenceli..Aslında yeterince sabırla dinleyebilirseniz, erkekler bazen güzel konuşuyorlar." Gamze, 8 yaşında. (gerçekten 8 mi dersiniz?)
"İlk randevuda birbirlerine yalan söylerler. Ama bu yalanlar ikinci kez buluşmak isteyecek kadar ilginç olmalı" Metin, 10 yaşında (sizce ?)
- İLK RANDEVUDAN MEMNUN KALMAZSAN NE YAPARSIN?
"Eve gidip ölü taklidi yaparım. Ertesi gün bütün gazeteleri arayıp Ben öldüm ismimi cenaze ilanlarınıza yazar mısınız derim" Hüseyin, 9 yaşında.
- BİRİNİ ÖPMEK HANGİ ŞARTLARDA DOGRUDUR?
"Çok parası varsa." Petek, 7 yaşında (acaba bunun soyadI ; "Dinçöz mü?)
"Kanunlar en az 18 yaşında olmalısınız diyor ama kanunları boşver" Cüneyt, 7 yaşında (delikanli çocuk)
"Ben öpmem. Kadınlar öpünce hemen evlenip çocuk yapmak istiyorlar,Ben ugraşamam". Levent, 8 yaşında (daha delikanlı)
- EVLİLİK DİYE BİRŞEY OLMASAYDI NELER OLURDU?
"Hesabını vermemiz gereken bir sürü bebek olurdu". Murat,8 yaşında (çok zekice)
"Buna biz karar veremey...iz, Tanrı bunları önceden ayarlamıştır. Biz de kime takılacaksak, bir gün yolda yürürken karşımıza çıkar."Zeynep, 10 yaşında.
EVLENMEK İÇİN EN UYGUN YAŞ KAÇ OLMALI?
"Yaşla ilgisi yok, evlenmek için aptal olmak yeter" Ali, 6 yaşında (bizden akıllı)
- ANNENLE BABANIN ORTAK YÖNÜ NEDİR?
"İkisi de, baska çocuk istemez." Selin, 8 yaşında.
- BIR KIZLA BIR ERKEK ÇIKTIKLARI ZAMAN NELER YAPARLAR?
"Biriyle çıkmak çok eğlenceli..Aslında yeterince sabırla dinleyebilirseniz, erkekler bazen güzel konuşuyorlar." Gamze, 8 yaşında. (gerçekten 8 mi dersiniz?)
"İlk randevuda birbirlerine yalan söylerler. Ama bu yalanlar ikinci kez buluşmak isteyecek kadar ilginç olmalı" Metin, 10 yaşında (sizce ?)
- İLK RANDEVUDAN MEMNUN KALMAZSAN NE YAPARSIN?
"Eve gidip ölü taklidi yaparım. Ertesi gün bütün gazeteleri arayıp Ben öldüm ismimi cenaze ilanlarınıza yazar mısınız derim" Hüseyin, 9 yaşında.
- BİRİNİ ÖPMEK HANGİ ŞARTLARDA DOGRUDUR?
"Çok parası varsa." Petek, 7 yaşında (acaba bunun soyadI ; "Dinçöz mü?)
"Kanunlar en az 18 yaşında olmalısınız diyor ama kanunları boşver" Cüneyt, 7 yaşında (delikanli çocuk)
"Ben öpmem. Kadınlar öpünce hemen evlenip çocuk yapmak istiyorlar,Ben ugraşamam". Levent, 8 yaşında (daha delikanlı)
- EVLİLİK DİYE BİRŞEY OLMASAYDI NELER OLURDU?
"Hesabını vermemiz gereken bir sürü bebek olurdu". Murat,8 yaşında (çok zekice)
Eğitim mi - Yoksa Maya mı?
insanın mayası önemlidir. Mayasında yoksa ne kadar eğitirsen eğit insan adam olamaz. Hani derler ya okumak cehaleti alır eşeklik baki kalır diye işte bu da bir örneği..
buyrun hilaye ===>
*-*-*-*-*-
Eski iran hükümdarlarından biri vezirine oğlunun hocasından yakınıyordu:
- Ben istiyorum ki oğlum ilim öğrensin, benim yerime iyi bir hükümdar olsun, o ise devamlı müzikle, sesle, sazla meşgul Demek ki hocası buna iyi bir yön veremiyor
Vezir aynı görüşte değildi:
- Hükümdarım hocanın elinde mucize yok Çocuğun kabiliyeti neye ise hocası ancak onda ilerlemesine, olgunlaşmasına yardım edebilir İnsanın tabiatı değiştirilemez Terbiye yaratılışa tabidir
Hükümdar aksi görüşteydi Terbiye ile yaratılışa yön verebileceğini iddia ediyordu Bunu kanıtlamak için bir akşam sarayında bir eğlence düzenledi Bu eğlence sırasında eğitilmiş kedilerin bir gösterisi de yer aldı Bu kediler, sırtlarında, bir tabak içinde yanan mumları taşıyorlar ve onları
düşünmüyorlardı Hükümdar vezire bu kedileri göstererek:
- Görüyorsunuz, terbiyenin nelere gücü yetiyor, dedi
Vezir karşılık vermedi Olumlu, olumsuz bir şey söylemedi Yeni bir eğlence gecesini bekledi Bir başka gecede düzenlenen eğlenceye gelirken yanında gizlice bir kaç tane fare getirdi Kediler gösteriye başladığı zaman bu fareleri kedilerin ortasına doğru salıverdi Fareleri gören kediler sırtlarındaki tabağı, mumu unutup farelerin peşine takıldılar Mumlar, tabaklar hepsi bir yana yuvarlandı Yanan mumlardan yerdeki halılar tutuştu Ortalık bir anda ana-baba gününe döndü Tam bu esnada vezir padişaha yanaşıp iddiasını kanıtlamanın gururuyla şöyle dedi:
- Gördünüz mü padişahım terbiye yaratılışa tabidir
buyrun hilaye ===>
*-*-*-*-*-
Eski iran hükümdarlarından biri vezirine oğlunun hocasından yakınıyordu:
- Ben istiyorum ki oğlum ilim öğrensin, benim yerime iyi bir hükümdar olsun, o ise devamlı müzikle, sesle, sazla meşgul Demek ki hocası buna iyi bir yön veremiyor
Vezir aynı görüşte değildi:
- Hükümdarım hocanın elinde mucize yok Çocuğun kabiliyeti neye ise hocası ancak onda ilerlemesine, olgunlaşmasına yardım edebilir İnsanın tabiatı değiştirilemez Terbiye yaratılışa tabidir
Hükümdar aksi görüşteydi Terbiye ile yaratılışa yön verebileceğini iddia ediyordu Bunu kanıtlamak için bir akşam sarayında bir eğlence düzenledi Bu eğlence sırasında eğitilmiş kedilerin bir gösterisi de yer aldı Bu kediler, sırtlarında, bir tabak içinde yanan mumları taşıyorlar ve onları
düşünmüyorlardı Hükümdar vezire bu kedileri göstererek:
- Görüyorsunuz, terbiyenin nelere gücü yetiyor, dedi
Vezir karşılık vermedi Olumlu, olumsuz bir şey söylemedi Yeni bir eğlence gecesini bekledi Bir başka gecede düzenlenen eğlenceye gelirken yanında gizlice bir kaç tane fare getirdi Kediler gösteriye başladığı zaman bu fareleri kedilerin ortasına doğru salıverdi Fareleri gören kediler sırtlarındaki tabağı, mumu unutup farelerin peşine takıldılar Mumlar, tabaklar hepsi bir yana yuvarlandı Yanan mumlardan yerdeki halılar tutuştu Ortalık bir anda ana-baba gününe döndü Tam bu esnada vezir padişaha yanaşıp iddiasını kanıtlamanın gururuyla şöyle dedi:
- Gördünüz mü padişahım terbiye yaratılışa tabidir
Bu besinler Tok Tutuyor
Sağlıklı orucun yolu ise düzenli bir beslenme programına uymaktan ve sahurda ile iftar vakitlerinde tok tutan besinleri tüketmekten geçiyor.
Dyt. Yeşim Çelik, Ramazan ayında tok tutan yiyeceklerle sağlıklı beslenme hakkında bilgi verdi.
Ramazan ayında öğün sayısının ikiye düşmesi, sağlıklı ve dengeli beslenmeyi daha da önemli hale getiriyor. Çünkü bu ayda, öğün zamanlarında, yemek miktarlarında ve tercih edilen besinlerin çeşitlerinde önemli değişiklikler oluyor. Öğün sayısının azalmasına bağlı olarak vücudun ihtiyacı olan enerji, protein, vitamin, mineraller ve en önemlisi kalsiyum ihtiyacı azalmıyor. Özellikle sahur ile iftar arasının önceki yıllara göre daha uzun olması, oruç tutan kişilerin açlık ve susuzluğu yoğun hissetmesine sebep oluyor. Bu nedenle kan şekerini hızla yükseltmeyen, glisemik indeksi düşük besinlerin tercih edilmesi büyük önem taşıyor.
Pilavda esmer pirinç, makarnada kepekli olanı tercih edin
İftar ve sahur sofralarını, 11 ay boyunca tüketilen besinlerin yerine, hem gün boyu tok tutacak hem de sağlıklı beslenmeyi sağlayacak yiyeceklerle hazırlamak gerekiyor. Tokluğu uzun süre sürdürecek olan besin grupları; sindirimi ve emilimi uzun süren gıdalardır. “Kompleks karbonhidratlar” adı verilen sebze, meyve, kurubaklagiller, tahıllar, esmer (kepek, çavdar, tam buğday unundan yapılmış) ekmek, esmer pirinç, kepekli makarna gibi besinlerdir.
İftar ve sahurda bir bardak süt için
Açlığın kaynağı kan şekerinin düşmesi ise meyve suyu yerine meyvenin kendisini tüketmek gibi beslenmemizde çeşitli değişiklikler yapmalıyız. Bu besinler kan şekerimizin gün boyu dengede kalmasını sağlayarak açlık hissinin oluşmasını engelleyecektir. Ayrıca, iftar ve sahurda içilen bir bardak süt, içerdiği karbonhidrat, protein, yağ, kalsiyum, fosfor, magnezyum, potasyum ve B vitaminleri nedeniyle Ramazan’da sağlıklı beslenmenin temelini oluşturuyor. Sıvı besinler mideyi çabuk terk ettiğinden kişiler çok daha çabuk açlık hissediyor. Bu yüzden çorba, ayran gibi besinler tek başlarına değil; protein içeriği yüksek ve posalı gıdalarla beraber tercih edilmelidir.
İftarda yenen salata tatlı isteğini baskılıyor
Ramazanda gün boyunca aç kalınacağı için yavaş sindirilen, mide bağırsak sisteminde uzun süre kalabilen lifli ve kana geçiş hızı düşük olan esmer tahıl ürünleri, sebzeler, kurubaklagiller, salata gibi gıdaları iftarda tercih etmek, iftar sonrası yaşanabilecek rahatsızlıkları ve aşırı tatlı isteğini engeller.
Çorba iftar mönünüzün vazgeçilmesi olmalı
İftar yemeğine başlarken doyurucu ve sindirimi kolay çorba ile başlamak ve arada sadece salata tüketerek zaman geçirmeye çalışmak faydalıdır. İftardan 30 dakika sonra tüketilen ana öğünde etli veya etsiz, az yağlı sebze yemeği ile az miktarda pilav, makarna veya börek yenebilir. Bunun yanında yoğurt, ayran veya süt tüketimi ihmal edilmemeli; süt ürünleri tüketiminin günde 2 su bardağının altına düşmemesine özen gösterilmelidir. Yani pide yenilecek ise makarna ya da pilavı sınırlamak veya hiç yememek gerekir.
İftardan 2 saat sonra meyve yiyin
İftarda kan şekerini hızlı yükseltmeyecek besinleri önerilen zaman aralıklarında tüketmek iftar sonrasındaki oluşabilecek tatlı krizlerini ortadan kaldıracaktır. Bu şekilde fazladan alınabilecek kalori miktarı sınırlamış olacaktır. İftar yemeğinden 1.5-2 saat sonra meyve ara öğünü yapmak faydalı olacaktır. Yemeğin ardından şerbetli hamur tatlıları, kızartılan tatlılar yerine muhallebi, güllaç gibi sütlü tatlılar veya meyve tüketilmelidir. Ramazan ayının tatlısı olan güllaç oldukça keyifli ve sağlıklı bir seçim olacaktır. Meyve tatlıları, sütlaç gibi tatlılar da alternatifleri olabilir. Ama tabi miktarına dikkat ederek! Yemekten 1-2 saat sonra yarın saatlik bir yürüyüş de yapılabilir.
Dyt. Yeşim Çelik, Ramazan ayında tok tutan yiyeceklerle sağlıklı beslenme hakkında bilgi verdi.
Ramazan ayında öğün sayısının ikiye düşmesi, sağlıklı ve dengeli beslenmeyi daha da önemli hale getiriyor. Çünkü bu ayda, öğün zamanlarında, yemek miktarlarında ve tercih edilen besinlerin çeşitlerinde önemli değişiklikler oluyor. Öğün sayısının azalmasına bağlı olarak vücudun ihtiyacı olan enerji, protein, vitamin, mineraller ve en önemlisi kalsiyum ihtiyacı azalmıyor. Özellikle sahur ile iftar arasının önceki yıllara göre daha uzun olması, oruç tutan kişilerin açlık ve susuzluğu yoğun hissetmesine sebep oluyor. Bu nedenle kan şekerini hızla yükseltmeyen, glisemik indeksi düşük besinlerin tercih edilmesi büyük önem taşıyor.
Pilavda esmer pirinç, makarnada kepekli olanı tercih edin
İftar ve sahur sofralarını, 11 ay boyunca tüketilen besinlerin yerine, hem gün boyu tok tutacak hem de sağlıklı beslenmeyi sağlayacak yiyeceklerle hazırlamak gerekiyor. Tokluğu uzun süre sürdürecek olan besin grupları; sindirimi ve emilimi uzun süren gıdalardır. “Kompleks karbonhidratlar” adı verilen sebze, meyve, kurubaklagiller, tahıllar, esmer (kepek, çavdar, tam buğday unundan yapılmış) ekmek, esmer pirinç, kepekli makarna gibi besinlerdir.
İftar ve sahurda bir bardak süt için
Açlığın kaynağı kan şekerinin düşmesi ise meyve suyu yerine meyvenin kendisini tüketmek gibi beslenmemizde çeşitli değişiklikler yapmalıyız. Bu besinler kan şekerimizin gün boyu dengede kalmasını sağlayarak açlık hissinin oluşmasını engelleyecektir. Ayrıca, iftar ve sahurda içilen bir bardak süt, içerdiği karbonhidrat, protein, yağ, kalsiyum, fosfor, magnezyum, potasyum ve B vitaminleri nedeniyle Ramazan’da sağlıklı beslenmenin temelini oluşturuyor. Sıvı besinler mideyi çabuk terk ettiğinden kişiler çok daha çabuk açlık hissediyor. Bu yüzden çorba, ayran gibi besinler tek başlarına değil; protein içeriği yüksek ve posalı gıdalarla beraber tercih edilmelidir.
İftarda yenen salata tatlı isteğini baskılıyor
Ramazanda gün boyunca aç kalınacağı için yavaş sindirilen, mide bağırsak sisteminde uzun süre kalabilen lifli ve kana geçiş hızı düşük olan esmer tahıl ürünleri, sebzeler, kurubaklagiller, salata gibi gıdaları iftarda tercih etmek, iftar sonrası yaşanabilecek rahatsızlıkları ve aşırı tatlı isteğini engeller.
Çorba iftar mönünüzün vazgeçilmesi olmalı
İftar yemeğine başlarken doyurucu ve sindirimi kolay çorba ile başlamak ve arada sadece salata tüketerek zaman geçirmeye çalışmak faydalıdır. İftardan 30 dakika sonra tüketilen ana öğünde etli veya etsiz, az yağlı sebze yemeği ile az miktarda pilav, makarna veya börek yenebilir. Bunun yanında yoğurt, ayran veya süt tüketimi ihmal edilmemeli; süt ürünleri tüketiminin günde 2 su bardağının altına düşmemesine özen gösterilmelidir. Yani pide yenilecek ise makarna ya da pilavı sınırlamak veya hiç yememek gerekir.
İftardan 2 saat sonra meyve yiyin
İftarda kan şekerini hızlı yükseltmeyecek besinleri önerilen zaman aralıklarında tüketmek iftar sonrasındaki oluşabilecek tatlı krizlerini ortadan kaldıracaktır. Bu şekilde fazladan alınabilecek kalori miktarı sınırlamış olacaktır. İftar yemeğinden 1.5-2 saat sonra meyve ara öğünü yapmak faydalı olacaktır. Yemeğin ardından şerbetli hamur tatlıları, kızartılan tatlılar yerine muhallebi, güllaç gibi sütlü tatlılar veya meyve tüketilmelidir. Ramazan ayının tatlısı olan güllaç oldukça keyifli ve sağlıklı bir seçim olacaktır. Meyve tatlıları, sütlaç gibi tatlılar da alternatifleri olabilir. Ama tabi miktarına dikkat ederek! Yemekten 1-2 saat sonra yarın saatlik bir yürüyüş de yapılabilir.
Menfaat ve İnançları Çatışması
Menfattir insanı getiren vecde,
cennet vaad etmeseydi rahman kimse etmezdi secde :)))
buyrun işte bununla ilgili bir hikaye..
*-*-*-**-*
Küçük kasabanın birinde,
> bir caminin tam karşısında arazisi olan adam,
> arazisi üzerine bir genelev inşa etmeye başlamış.
> İmam ve cemaat buna şiddetle itiraz etmişler,
> ancak mal sahibinin kendi arazisi üzerine
> nasıl bir iş yeri açacağına da
> yasal olarak karşı çıkamamışlar.
> Tüm cemaatin tek yapabildiği şey,
> imamın öncülüğünde bu genelev için
> hergün beddua etmekten öteye geçememiş.
> İnşaat ilerlemiş ve açılışına birkaç gün kala
> her nasılsa şiddetli bir yıldırım düşmesi sonucu
> genelev yerle bir olmuş.
> Caminin cemaati
> bu olaydan duydukları büyük memnuniyeti
> saklamaya gerek görmemişler,
> ancak genelev sahibi adam,
> cami imamının ve cemaatin
> direk veya indirek olarak
> bu hasardan sorumlu oldukları iddası ile
> camiye karşı tazminat davası açmış.
> Cami imamı ve cemaat,
> mahkemeye verdikleri savunmalarında
> bu konuda herhangi bir şekilde
> sorumlu tutulmalarına şiddetle itiraz etmişler,
> Bu olayın
> kendi dualarından dolayı meydana gelmiş
> olabileceği iddiasını da kabul etmemişler.
> Gerekli tüm belgeler tamamlanıp
> mahkemeye günü geldiğinde
> hakim dosyayı dikkatle incelemiş ve
> taraflara dönüp:
> "Bu konuda
> nasıl bir hüküm verebileceğimi bilmiyorum," demiş.
> ....Ancak dosyadaki tutanaklara bakarsak
> ortada tuhaf bir durum var.
> Taraflardan birisi
> duanın gücüne inanan bir genelev sahibi,
> diğeri ise
> duanın gücüne kesinlikle inanmayan
> bir imam ve cemaati...!"
cennet vaad etmeseydi rahman kimse etmezdi secde :)))
buyrun işte bununla ilgili bir hikaye..
*-*-*-**-*
Küçük kasabanın birinde,
> bir caminin tam karşısında arazisi olan adam,
> arazisi üzerine bir genelev inşa etmeye başlamış.
> İmam ve cemaat buna şiddetle itiraz etmişler,
> ancak mal sahibinin kendi arazisi üzerine
> nasıl bir iş yeri açacağına da
> yasal olarak karşı çıkamamışlar.
> Tüm cemaatin tek yapabildiği şey,
> imamın öncülüğünde bu genelev için
> hergün beddua etmekten öteye geçememiş.
> İnşaat ilerlemiş ve açılışına birkaç gün kala
> her nasılsa şiddetli bir yıldırım düşmesi sonucu
> genelev yerle bir olmuş.
> Caminin cemaati
> bu olaydan duydukları büyük memnuniyeti
> saklamaya gerek görmemişler,
> ancak genelev sahibi adam,
> cami imamının ve cemaatin
> direk veya indirek olarak
> bu hasardan sorumlu oldukları iddası ile
> camiye karşı tazminat davası açmış.
> Cami imamı ve cemaat,
> mahkemeye verdikleri savunmalarında
> bu konuda herhangi bir şekilde
> sorumlu tutulmalarına şiddetle itiraz etmişler,
> Bu olayın
> kendi dualarından dolayı meydana gelmiş
> olabileceği iddiasını da kabul etmemişler.
> Gerekli tüm belgeler tamamlanıp
> mahkemeye günü geldiğinde
> hakim dosyayı dikkatle incelemiş ve
> taraflara dönüp:
> "Bu konuda
> nasıl bir hüküm verebileceğimi bilmiyorum," demiş.
> ....Ancak dosyadaki tutanaklara bakarsak
> ortada tuhaf bir durum var.
> Taraflardan birisi
> duanın gücüne inanan bir genelev sahibi,
> diğeri ise
> duanın gücüne kesinlikle inanmayan
> bir imam ve cemaati...!"
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)