Geçenlerde bu bilgi lazım oldu. acaba aynı anda hem iktisat hem maliye master'ı yapabiliyor muyuz ?
biraz araştırma yaptık. Konu ile ilgili yök ilgili personeline ulaştım. aynı anda 2 doktora ve yüksek lisans yapalirsin ama tek bir koşul ile dediler.
neymiş
o koşul. alanlar farklı olacakmış. nasıl yani dedim bi afalladım ben.
dedilerki mesela hem gazi üniversitesinde hemde hacettepe de iktisat
masterı yapmayacaksın? :)
bunu yapan mı var dedim. var dediler yapmaya çalışan ama olmuyor :)
sözün özü. aynı anda farklı alanlarda master ve doktora yapılması mümkün.
19 Eylül 2013 Perşembe
17 Eylül 2013 Salı
Galaxy NOTE3 Fiyat : (2199 TL ) Tarih:28 Eylül 2013
Berlin İfa fuarında tanıtılan ve herkesin ne zaman gelecek diye merakla beklediği samsung galaxy note 3, 28 eylülde türkiyeye geliyor.
fiyatı ise biraz cep yakıyor. evet 2200 tl. 2199 demişler ama biz ona 2200 tl diyelim. Gerçi paralel ithalat falan derken muhakkak fiyatı düşecektir ama yine de pahalı.
son dönemde dövizde ki artışında bunda etkisi var muhakkak
fiyatı ise biraz cep yakıyor. evet 2200 tl. 2199 demişler ama biz ona 2200 tl diyelim. Gerçi paralel ithalat falan derken muhakkak fiyatı düşecektir ama yine de pahalı.
son dönemde dövizde ki artışında bunda etkisi var muhakkak
10 Temmuz 2013 Çarşamba
Peygamberin Hanımları ( hz. muhammed eşleri)
PEYGAMBERİMİZİN EŞLERİ:
HATİCE:
Huveylid kızı Hatice, ticaretle uğraştığından "tâcire", temiz ahlâklı olduğundan da " tâhire" diye anılan bir Mekkelidir. Daha önce başından iki evlilik geçen ve birinci evliliğinden bir oğlu, ikinci evliliğinden de bir kızı olan Hatice, Peygamberimizle, o henüz elçilikle görevlendirilmemiş iken evlenmiştir.
Peygamberimizin, kendisinden 15 yaş büyük olan bu itibarlı kadınla yaptığı evlilik, –Hatice 65 yaşında ölene kadar– 25 sene sürmüştür. Hatice'nin önceki evliliklerinden olan 2 çocuğuyla birlikte 7 çocuklu olan bu aile, dost ve düşmanların ortak kabulü ile karşılıklı sevgi ve saygının esas olduğu örnek bir ailedir. Peygamberimize iman eden ilk insan ve ilk kadın olan Hatice, büyük ve ağır görevinde o'na hep destek olmuş, her zaman o'nun yanında yer almıştır. Peygamberimizin Hatice ile evli kaldığı bu dönemle ilgili olarak olumsuz eleştiri hiç yapılmamış, yapılamamıştır. (Allah ondan razı olsun.)
SEVDE:
İlk Müslümanlardan olan Zem'a'nın kızı Sevde de Mekkelidir. Putperestlerin baskısı sonucu kocasıyla birlikte Habeşistan'a hicret etmiş, ama kocasının orada ölmesiyle, 50 yaşında dul kalmış ve himayeye muhtaç hâle gelmiştir. Çünkü akrabaları henüz Müslüman olmamışlardı ve Müslüman olduğu için de ona düşmanlık besliyorlardı. Bu yüzden Sevde onların yanına dönemiyordu.
Sevde'nin bu durumunu bilen Müslümanlar onu, Hatice'nin ölümünden sonra yedi çocukla bir başına kalan Peygamberimize eş olarak önerdiler. Bazı kaynaklar Sevde'nin nikâh sırasında Peygamberimize şu sözleri söylediğini kaydetmektedir: "Ben seninle, erkeğe arzu duyduğum için değil, sırf Peygamber hanımları arasında Allah'ın huzuruna çıkabilmek için evlendim. Bana buna göre davran, ey Allah'ın Rasûlü!"
Peygamberimizin bu evliliği beş yıl devam etmiş ve Sevde'nin ölümü ile son bulmuştur. Bu tarihte Peygamberimiz 55 yaşındadır.
ÂİŞE:
Peygamberimizin evlilikleri içinde en çok irdelenen ve eleştiri konusu yapılan, Âişe ile olan evliliğidir. Bu konuda, Âişe'nin henüz küçük bir çocuk iken Peygamberimizle nikâhlandığı, büyümesi için üç yıl beklendiği ve ondan sonra gerdeğe sokulduğu hikâyesi bir hayli yaygındır.
Peygamberimizin küçük bir çocukla nikâh kıyması bakımından dikkat çeken bu hikâyenin aslının iyi araştırılması gerekir. Bu konu İbn İshâk'ın Sîyer 'inde, İbn Hişâm'ın Sîret' inde, İbn Sa'd'ın Tabakât'ında, Taberî'nin Tarihinde, Mevlânâ Şiblî'nin Asr-ı Saadet'inde ve Ali Himmet Berki ve Osman Keskioğlu tarafından hazırlanan Hatemu'l-Enbiyâ Hz. Muhammed ve Hayatı adlı eserde genişçe yer almaktadır. Bu kaynaklardan öğrendiğimiz tarihî gerçek ise şudur:
Âişe, Peygamberimizle nişanlanmadan önce, Mut'im oğulları'ndan Cübeyr ile nişanlıdır. Yani, evlilik çağındadır ve Peygamberimizle evlendiğinde küçük bir çocuk değildir. Yukarıda adını verdiğimiz tarihi eserlerden bazısı, Peygamberimizin, Cübeyr ile nişanlı olan Âişe'yi babası Ebû Bekr'den istediğini, Ebû Bekr'in de Peygamberimize, Mut'im oğulları'yla konuşacağını ve ancak onlar nişanı bozarlarsa o zaman Âişe'yi kendisine verebileceğini söylediğini, putperest olan Mut'im oğulları'nın ise, Müslüman olan Âişe'nin oğullarını da kendi dinine döndüreceğinden korkarak, bu nişanı bozmak arzusunda olduklarını yazmaktadırlar.
İlk olarak; Âişe'nin, Mut'im oğulları'ndan Cübeyr ile nişanlı olduğu tartışmasız bir gerçektir; çünkü eldeki tüm tarih kitaplarında bu bilgi kayıtlıdır. İkinci olarak, bu nişanın İslâmiyet'ten sonra olması mümkün değildir. Çünkü mü'min bir kadının, müşrik bir erkekle evlenmesini yasaklayan Bakara Sûresinin 221 , Ebû Bekr'in kendisi gibi Müslüman olan kızını bir müşrike vermesini engellemektedir. Dolayısıyla Ebû Bekr, kızı Âişe'yi, Mut'im oğulları'na, kendisi Müslüman olmadan evvel nişanlamış olmalıdır. Demek ki Âişe, daha o zamanlarda bile evlilik çağında olan bir kızdır ve yörenin iklim şartlarına göre en az 12–14 yaşlarındadır. Diğer taraftan eldeki tüm tarih kaynaklarının mutabık oldukları ve Ana Britannica'nın da yazdığı gibi Âişe, Peygamberimizle hicretten önce nişanlanmış, hicretten sonra nikâhlanmıştır. Bazı kaynaklar hicretten evvel nikâhlanıp, hicretten sonra gerdeğe girdiğini yazsalar da, yine tüm kaynaklarda yer alan aşağıdaki metin, bu iddia ile uyuşmamaktadır:
Medîne'nin havası Mekkeli Müslümanlara çok dokunmuştu. Mekkeli Müslümanlar hep hastalanmışlardı. Hasta olanların içinde Âişe de vardı. Hastalık geçince Ebû Bekr, Hz. Muhammed'in huzuruna gelip şöyle dedi: "Ey Allah'ın Rasûlü! Neden nişanlın Âişe'yi kendi evine almıyorsun?" Hz. Muhammed cevaben, " Mehir yüzünden ey Ebû Bekr, şu anda Âişe'ye mehir ödeyecek durumda değilim"dedi. [90–39]
Görüldüğü gibi metinde açıkça nişandan söz edilmektedir. Ayrıca, nikâh anında tespit edilip muaccel [peşin] veya müeccel [vadeli borç] olarak verilebilecek mehirin henüz tespit edilmemiş olması da nikâhın hicretten hemen sonra kıyılmadığını gösterir.
Sonuç olarak kaynakların verdiği bilgilerden anlaşılıyor ki Âişe, Peygamberimiz ile evlendiğinde, çocuk yaşta olmayıp, nişanlısından ayrılmış genç bir kızdır.
Peygamberimizin bu evliliği, hem kızıyla evlenerek kendisini şereflendirdiği Ebû Bekr'in İslâm'a daha fazla maddî ve manevî yardımını sağlamış, hem de Âişe'nin herkes tarafından bilinen İslâm'ı anlama ve anlatma yönündeki dirayeti sayesinde Peygamberimizin elçilik görevini yaparken duyduğu rahatlık için isabetli bir karar olmuştur.
HAFSA:
Ömer kızı Hafsa, okuma-yazma bilen ve Habeşistan'a göç eden cefakâr Müslümanlardandır. Kocası Hunays b. Huzâfa Bedir'de şehit olunca Hafsa dul kalmıştır. Onun bu durumuna çok üzülen babası Ömer, sahabenin ileri gelenleri arasından ona uygun bir eş aramıştır. Sonuçta Hafsa ile Peygamberimiz evlenmiş, böylece Ömer gibi güçlü bir kişi ile akrabalık bağları kuran Peygamberimiz, elçilik görevinde büyük bir destek daha sağlanmıştır.
HUZEYME KIZI ZEYNEB:
Kocası Bedir'de şehid olan ve 60 yaşında dul kalan Zeyneb'e evlilik teklifini bizzat Peygamberimiz yapmış ve bu evlilik iki yıl sonra Zeyneb'in ölümü ile son bulmuştur.
UMM SELEME:
Habeşistan'a hicret eden Müslümanlardan olan ve okuma-yazma bilen Umm Seleme, kocasının Uhud'da yaralanıp, iki ay sonra o yara sebebiyle ölmesi sonucu 4 çocuk ile dul kalmıştır. Himayeye muhtaç olan Umm Seleme, sahabenin ileri gelenleri tarafından kendisine yapılan evlenme tekliflerini yaşlı oluşunu bahane edip reddetmiştir. Peygamberimizin elçi göndererek yaptığı aynı yöndeki teklifi de yaşlılığını, çocuklarını ve kıskanç bir yapıda oluşunu bahane ederek reddeden Umm Seleme, Peygamberimizin, "Yetimleri zaten yanıma alacağım. Kıskançlığının gitmesi için Allah'a dua edeceğim. İhtiyarlığın ise bir engel değil" sözleri üzerine nikâhlanmaya razı olmuştur.
CAHŞ KIZI ZEYNEB:
Peygamberimizin Cahş kızı Zeyneb'le evliliği, her Müslüman tarafından inceden inceye bilinmelidir. Çünkü bu evliliğin her yönü hikmet ve ibretle dolu olup, önemine binaen de Kur'ân'da yer almıştır. Ayrıca bu evlilik, gerçekleri çarpıtarak Müslümanların zihinlerini bulandırmak isteyen İslâm düşmanları tarafından bu amaçlarına alet edilmek istendiğinden, Müslümanlarca iyi öğrenilmelidir.
Öncelikle şu husus bilinmelidir ki, bu uygulamanın tarafları saygı ve övgüye lâyık kişilerdir. Çünkü bu evlilik, İslâm devriminin teorik öğretilerinin pratik hayata geçirilen ilk uygulamasıdır. Bu evlilik ile Arap toplumundaki iki yanlış ortadan kaldırılmış ve iki tabu yıkılmıştır.
İlk olarak; Müslüman kadınların cahiliye bakış açısıyla, Müslüman da olsalar itibar etmedikleri, hor gördükleri, evlenmek istemedikleri azatlı köleler, toplum içinde hür kişilerle aynı seviyeye getirilmiştir. Yukarıda başka bir vesile ile zikrettiğimiz Bakara Sûresinin 221 , Müslümanlara şu tavsiyelerde bulunmakta idi:
(Bakara: 221) Ve müşrik kadınları, iman edinceye kadar nikâhlamayın. İman etmiş bir cariye –sizin çok hoşunuza gitmiş olsa da– müşrik bir kadından daha hayırlıdır. Müşrik erkekleri de iman edinceye kadar nikâhlamayın; iman etmiş bir erkek köle –sizin çok hoşunuza gitmiş olsa da– müşrik bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar ateşe çağırırlar, Allah ise kendi bilgisi ile cennete ve mağfirete çağırır. O, öğüt alıp düşünürler diye insanlara Âyetlerini ortaya koyar.
Ama bu Âyetin önerisinin hayata geçirilmesi lâzımdı ki amaç gerçekleşsin. İşte Peygamberimiz bu amacı gerçekleştirmek için, halasının kızı olan Zeyneb'i, kölesi (evlâtlığı) Zeyd ile evlendirmek istedi. Ama Zeyneb toplumda yer etmiş tabulara göre gururuna dokunan bu işe pek sıcak bakmadı ve Peygamberimizin ısrarına rağmen bu evliliğe razı olmadı. Tam bu sırada Allah'ın emri geldi ve tartışmalar bitti:
(Ahzâb: 36) Ve Allah ve Elçisi bir işte hüküm verdiklerinde, hiç bir mü'min erkek ve mü'min kadın için kendi işlerinde serbestlik yoktur. Ve kim Allah'a ve Elçisi'ne isyan ederse o, açık bir sapıklıkla sapmıştır.
Emir büyük yerden gelince itaat şart oldu ve hür Zeyneb ile azatlı köle Zeyd evlendi. Böylece İslâm'ın insanları eşit kabul ettiği, İslâm toplumunda insanların hür ve köle diye ayrıma tâbi tutulamayacağı, hür bir Müslüman kadın ile Müslüman bir kölenin evlenebileceği, bu somut olayla tüm dünyaya gösterilmiş oldu.
İkinci olarak da; evlâtlıkların öz evlât olarak kabul edilmesi yanlışı ve bundan doğan neticeler ortadan kaldırıldı. Bu konuda da Yüce Allah'ın bir tavsiyesi mevcut idi:
(Ahzâb: 4–5) Allah, bir er kişinin göğüs boşluğu içinde iki kalp kılmadı. Ve kendilerini annelerinize benzeterek yemin konusu yaptığınız [zıhârda bulunduğunuz] eşlerinizi de sizin anneleriniz kılmadı. Evlâtlıklarınızı da sizin öz çocuklarınız saymadı. Bu, sizin ağzınızla söylemenizdir. Allah ise hakkı söyler. Ve yol'a kılavuzlar. Onları [evlâtlıkları] babalarına nispet ederek çağırın; bu, Allah katında daha hakkaniyetlidir. Artık, eğer babalarını bilmiyorsanız artık onlar, dinde sizin kardeşleriniz ve mevalinizdir [sözleşmeyle yakınlık kurduklarınızdır]. Kalplerinizin kasıt göstererek yaptıkları şeyler dışında hata olarak yaptıklarınızda ise, sizin için bir günah yoktur. Ve Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Evet, Nisâ Sûresinin 23. Âyetinde İslâm'a göre evlâdın eski karısının nikâhlanması caiz değildir. Ama evlâtlık, Kur'ân hükmüne göre öz evlât sayılamayacağından, evlâtlığın eski karısı, evlâdın eski karısı hükmünde değildir, dolayısıyla da bir kimsenin evlâtlığının eski karısı ile nikâhlanmasında bir sakınca yoktur. İşte Peygamberimizin Zeyneb'le evlenmesi, evlâtlıkların öz evlât gibi telâkki edilmemesi gerektiğini çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır. Toplumdaki bu yanlışı ortadan kaldıran ve bu tabuyu yıkan ilk uygulama Rabbimizin talimatı ile olmuştur:
(Ahzâb: 37–40) Ve hani sen, Allah'ın kendisine nimet verdiği ve senin de kendisine nimet verdiğin kişiye, "Eşini yanında tut ve Allah'a takvâlı davran!" diyordun; insanlardan çekinerek Allah'ın açığa vuracağı şeyi kendi içinde saklı tutuyordun. Oysa Allah, Kendisine haşyet duymana çok daha lâyıktı. Artık Zeyd, ondan ilişkisini kesince, Biz onu seninle evlendirdik ki böylelikle evlâtlıklarının kendilerinden ilişkilerini kestikleri zaman, onlarla evlenme konusunda mü'minler üzerine bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir. Allah'ın kendisine farz kıldığı şeyde Peygamber üzerine, daha önce gelip geçen kimselerde; Allah'ın verdiği elçilik görevini tebliğ eden, O'na haşyet duyan ve Allah'tan başka kimseye haşyet duymayan kimselerde olan Allah'ın sünneti [yasası] olarak bir güçlük yoktur. Allah'ın emri, takdir edilmiş bir kaderdir. Hesap görücü olarak Allah yeter. Muhammed, sizin er kişilerinizden hiç birinin babası değildir. Ancak o, Allah'ın Elçisi ve Peygamberlerin sonuncusudur. Ve Allah, her şeyi en iyi bilendir.
Görüldüğü gibi olaylar, tarafların iradeleri dışında gelişmiş olup, yaşananlar, takdir edilmiş bir kaderdir. Ama bir tabunun yıkılması ve bir yanlışın düzeltilmesi hususunda örnek olma şerefi de, Zeyd ile Zeyneb'e aittir. Ayrıca Zeyneb, Allah'ın talimatlarına itaat etmesinin ve gösterdiği özverinin dünyadaki karşılığını, Allah'ın Elçisi'ne eş ve Müslümanlara ana olmak şerefiyle almıştır.
UMM HABÎBE:
Umm Habîbe, Mekke'nin amiri, bir dönem İslâm dininin ve Peygamberimizin düşmanı, Bedir ve Uhud'un baş aktörü Ebû Süfyân'ın kızıdır.
Habeşistan'a göç eden Müslümanlardan olan Umm Habîbe, kocasının Habeşistan'da Hıristiyan olması sebebiyle onu terk etti. O zamanlar İslâm'ın en büyük düşmanı olan babasının yanına da dönemeyen ve Habeşistan'da yapayalnız kalan Umm Habîbe'yi Peygamberimiz Medîne'ye getirtti ve onunla evlendi. Böylece en büyük düşmanına damat oldu. Onun sayesinde kurulan akrabalık bağları, Müslümanlara gelebilecek zararları tam olarak ortadan kaldırmasa da önemli ölçüde azalttı. Mekke'nin fethinde de büyük rol oynayan bu evlilik de, İslâm'ı yayma ve destek sağlamaya yöneliktir. Aşağıdaki Âyet, bu olaylardan sonra inmiştir:
(Mümtehine: 7) Belki Allah, sizlerle onlardan kendilerine karşı düşmanlık beslemekte olduğunuz kimseler arasında bir sevgi kılar. Allah, en iyi güç yetirendir. Ve Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
HÂRİS KIZI MEYMÛNE:
Daha önce iki kez evlenmiş olan ve ikinci kocasının ölümü sonrasında hayatını hizmetçi olarak Peygamberimize vakfetmek isteyen Meymûne, Peygamberimizin evlendiği son kadındır. Peygamberimiz, gösterdiği özveri karşılığında bu kimsesiz kadınla nikâhlanmış ve onu mü'minlere anne yaparak şereflendirmiştir.
CÜVEYRİYE:
Benû Mustalık savaşı'nda kocası ölen ve ganimet taksiminde Peygamberimizin payına düşen Cüveyriye, kabile reisinin kızıdır. Esirlik ona zor gelmiş, Peygamberimiz de onu hürriyetine kavuşturmuş ve ona evlenme teklif etmiştir. Bu teklifi memnuniyetle kabul eden Cüveyriye ile Peygamberimizin evliliği, şu sonuçları doğurmuştur:
- Müslüman mücahidiler Cüveyriye'nin kabilesinden aldıkları tüm esirleri serbest bırakmışlardır.
- Peygamberimizin bu hareketi ile esirleri küçük görme tabusu yıkılmıştır.
- Cüveyriye'nin kabilesinin tümü Müslüman olmuştur.
SAFİYE:
Esas adı Zeyneb olup, Hayber'de bir Yahûdi kabilesinin reisi olan Huyey'in kızıdır. Hayber savaşında kocası ölen Safiye de, Cüveyriye gibi esir düşmüş ve ganimet taksiminde Peygamberimize isabet etmiştir. Peygamberimizin cariyesi olmuş ve kendisine "ganimet payı" anlamında "Safiye" denmiştir.
Peygamberimiz onu azat edip, isterse kavmine dönebileceğini söylemesine rağmen o Peygamberimizi tercih ederek Müslüman olmuş ve mü'minlerin annesi olma şerefine ermiştir.
Bu evlilik sayesinde de, çevredeki Yahudilerin kin ve düşmanlıkları hafiflemiştir.
MARİYA:
Peygamberimiz, elçiler göndererek çevredeki hükümdarları İslâm'a davet etmekteydi. Bu davetlerden biri de Mısır hükümdarına yapılmış ve o günkü Mısır hükümdarı Peygamberimize bir jest olarak iki kız kardeşi; Mariya ile Sirin'i hediye olarak göndermişti. Sirin, Peygamberimiz tarafından şair Hasan b. Sâbit ile evlendirilmiş, Mariya'yı da Peygamberimiz nikâhlamıştır. Bu evlilikten İbrâhîm doğmuş, ama küçük yaşta ölmüştür.
Bu evlilik, İslâm dininin yayılmasında çok büyük rol oynamıştır. Bizans sınırları içerisine yapılan tüm seferlerde Mısır hep Müslümanların tarafını tutmuş; ya doğrudan desteklemiş ya da tarafsız kalarak İslâm kuvvetlerine dolaylı yardımda bulunmuştur. Mısır'ın İslâm dini ile müşerref olmasında Peygamberimizin Mariya ile evlenmesinin rolü büyük olmuştur.
23 Ocak 2013 Çarşamba
Türkiyede Kaç İnternet KUllanıcısı var
IWS'nin verilerine göre
şu an Türkiye'de 35 milyon internet kullanıcısı var bu rakam Türkiye'yi
Avrupa'daki en büyük 5. ve dünyadaki en büyük 13. internet toplumu
yapıyor. Türk internet kullanıcısı aylık internette geçirdiği ortalama
29,4 saatle de Avrupa ülkeleri içinde 3. sırada bulunuyor.
markofoni nasıl başladı
İlk kampanyamızda 4 gözlük satmıştık, bugün ise ayda 500 kampanya gerçekleştiriyor ve yaklaşık 550 bin ürün satıyoruz.
diyor markafonin kurucu ortaklarından tatari..
ilk kampanya 4 gözlük vay be :)
*-*-*
markafoni'yi kurdugumuz zaman bir melek yatırımcıdan şirketin yüzde 15'i karşılığında 300 bin Euro yatırım aldık
*-*-*
Türkiye'deki toplam internet kullanıcılarının yüzde 22'sine ulaşan markafoni grup şirketleri, Türkiye'nin lider e-ticaret grubu konumunda bulunuyor.
*-*-*
Türkiye'nin ilk ver lider özel alışveriş kulübü markafoni de 3 milyon tekil ziyaretçisiyle özel alışveriş kulüpleri arasında liderliğini koruyor. Toplam sayfa görüntülenme sayısı 337 milyon olan markafoni en yakın rakibinin 3 katı toplam sayfa görüntülenme sayısıyla bir kez daha farkını ortaya koyuyor.
*-*-*
Türkiye'nin lider e-ticaret grubu unvanına sahip markafoni grubu olarak bünyemizde; yurt içinde markafoni, markafonicity, Zizigo.com, MissPera.com, PayU ve ucuzu olmak üzere 6 şirket ve yurtdışında Avustralya, Ukrayna, Yunanistan ve Polonya olmak üzere 4 şirket bulunuyor. Yurt dışında da lider özel alışveriş kulübü olarak önümüzdeki dönemde 6 ülkede daha özel alışveriş kulübü açmayı hedefliyoruz.
*-*-*
Türkiye e-ticaret pazarı, yılda yüzde 68 büyümeyle Hindistan'dan sonra, Çin ile beraber dünyanın en hızlı büyüyen ikinci e-ticaret pazarı konumunda
*-*-*
diyor markafonin kurucu ortaklarından tatari..
ilk kampanya 4 gözlük vay be :)
*-*-*
markafoni'yi kurdugumuz zaman bir melek yatırımcıdan şirketin yüzde 15'i karşılığında 300 bin Euro yatırım aldık
*-*-*
Türkiye'deki toplam internet kullanıcılarının yüzde 22'sine ulaşan markafoni grup şirketleri, Türkiye'nin lider e-ticaret grubu konumunda bulunuyor.
*-*-*
Türkiye'nin ilk ver lider özel alışveriş kulübü markafoni de 3 milyon tekil ziyaretçisiyle özel alışveriş kulüpleri arasında liderliğini koruyor. Toplam sayfa görüntülenme sayısı 337 milyon olan markafoni en yakın rakibinin 3 katı toplam sayfa görüntülenme sayısıyla bir kez daha farkını ortaya koyuyor.
*-*-*
Türkiye'nin lider e-ticaret grubu unvanına sahip markafoni grubu olarak bünyemizde; yurt içinde markafoni, markafonicity, Zizigo.com, MissPera.com, PayU ve ucuzu olmak üzere 6 şirket ve yurtdışında Avustralya, Ukrayna, Yunanistan ve Polonya olmak üzere 4 şirket bulunuyor. Yurt dışında da lider özel alışveriş kulübü olarak önümüzdeki dönemde 6 ülkede daha özel alışveriş kulübü açmayı hedefliyoruz.
*-*-*
Türkiye e-ticaret pazarı, yılda yüzde 68 büyümeyle Hindistan'dan sonra, Çin ile beraber dünyanın en hızlı büyüyen ikinci e-ticaret pazarı konumunda
*-*-*
TV - Televizyon reklamlar maliyeti ?
televizyona reklam vermek kaç para acaba diye düşündünüz hatta merak ettiniz mi?
Tam olmasa da az biraz cevap verebiliriz bu konuda.
elimize ulaşan bir TV reklam ücret tarifesine göre 1 dakikaya yaklaşan (8sn x 7 = 56 sn) bant reklam fiyatları 2,500 TL + KDV’den başlıyor. Tabii bu fiyatlar kanala, yayınlama süresine göre değişiyor ve yapım ücreti bulunmuyor. Kuşak reklamların fiyatları daha düşük ama tanıtıcı reklamlar 10 bin TL’den başlayıp 20 bin TL’nin üzerine (KDV hariç) çıkıyor.
Hele hele öyle maça, en çk izlenen dizilerin ilk reklamı olması falan iyice pahalı
Tam olmasa da az biraz cevap verebiliriz bu konuda.
elimize ulaşan bir TV reklam ücret tarifesine göre 1 dakikaya yaklaşan (8sn x 7 = 56 sn) bant reklam fiyatları 2,500 TL + KDV’den başlıyor. Tabii bu fiyatlar kanala, yayınlama süresine göre değişiyor ve yapım ücreti bulunmuyor. Kuşak reklamların fiyatları daha düşük ama tanıtıcı reklamlar 10 bin TL’den başlayıp 20 bin TL’nin üzerine (KDV hariç) çıkıyor.
Hele hele öyle maça, en çk izlenen dizilerin ilk reklamı olması falan iyice pahalı
21 Ocak 2013 Pazartesi
Basılı Kitabı e-kitaba çevrimek
Ecnebi bunun sitesini yapmış. Sen adama kitabı yolluyorsun adam 1$ karşılığında kitabı e-kitap haline getirip sana geri gönderiyor.
orjinal kitabı değil. elektronik kitabı..
bak şimdi sen bunu kalkıp tr de yapsan var ya..
bizim millet yollar 2 TL ye e-kitap yaptırır ondan sonra onu
xticaret bilmem ne gibi affilate markette pazarlar
sahibinden.com aracılığı ile 7-8 TL den satışa çıkarır.
Telif hakkı diye bişey kalmaz memleketin anası bellenir.
böyle de bir ülkeyiz işte biz :)
ahanda site
http://www.1dollarscan.com/
orjinal kitabı değil. elektronik kitabı..
bak şimdi sen bunu kalkıp tr de yapsan var ya..
bizim millet yollar 2 TL ye e-kitap yaptırır ondan sonra onu
xticaret bilmem ne gibi affilate markette pazarlar
sahibinden.com aracılığı ile 7-8 TL den satışa çıkarır.
Telif hakkı diye bişey kalmaz memleketin anası bellenir.
böyle de bir ülkeyiz işte biz :)
ahanda site
http://www.1dollarscan.com/
Etiketler:
Basılı Kitabı e-kitaba çevrimek,
basılı kitap,
dönüştürmek,
e-kitap
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)