bugün arife günü. sabah annem kalk kalk diye zorluyor.
diyorum ki bugün arife değil mi
evet diyor..
ee yarım gün değil mi ?
evet diyor..
ben 2. yarıda oynamak istiyorum diyorum...
tamam yarım gün eyvallah ama neden sabahtan öğlene ki...
ben uyumak istiyorum..
öğlenden akşama olsun istiyorum mesai.
seçim hakkı istiyorum...
bu da bir bakış açısı değil mi ?
8 Eylül 2010 Çarşamba
1 Eylül 2010 Çarşamba
Foto Albümü Yerine Foto Kitap.
18 Ağustos 2010 Çarşamba
İtiraflardan seçemeler bak sen şunlara yaaa
Bölük komutanının yanına koşarak gelip çakı gibi bir selam verdikten sonra heyecanla "Beni arzu etmişsiniz komutanım" diyen ve yüzbaşının "Seni ne arzu edecem lan!" kükremesiyle yollara düşen Mehmetçik için kocaman bir alkış lütfen...
İlk genelev deneyiminde heyecandan ne yapacağını şaşırıp, kadına; ''Bakire misiniz?'' diye soran ben mi, yoksa; ''Evet bakireyim, kendimi sana sakladım.'' diye cevap veren hayat kadını mı alkışı haketti karar veremedim....
Sevgili anneanneciğim, havaalanındaki kadın polis memurunun amacı sana sarılmak değil üzerini aramaktı. Hadi sarılıp sırtını sıvazladın, bir de üstüne öpmenin ne gereği vardı?
İşyerime arkadaşım ziyarete geldi. Ne içmek istediğini sorduğumda çay cevabı ile 5-6 metre uzakta olan askerime, 2 işareti yapıp çay karıştırma hareketini yaptım. Asker olduğu yerde 2 kere döndü. Bir an arkadaş koptu, ben şaşkın...
Fazla kilolarından şikayet edip, akupunktura gitmeye karar veren tombik anneme babamın yorumu: "Sana bu saatten sonra inşaat çivisi çaksak fayda etmez hanım..." O günden beri küsler, barışmalarını bekliyoruz.
Geçen akşam bozuk olan laptopla uğraşırken, babamın; "Hadi artık bitmedi mi?" lafını her 5 dakikada bir tekrarlaması, annemin; "Sana ne be adam, fişi senin g.tüne mi takılı?" sorusu ile son bulmuştur.
Annem babamın içki içmesine tepki gösterir her zaman. Babam arkadaşlarıyla içerken bir gün arkadaşı "Maydonoz al, yenge anlamaz." demiş. Ve gecenin bir yarısı bizi gülme krizine sokan son. Ayakta zar zor duran bir baba ve elinde bir demet maydonoz...
Elindeki bıçakları satabilmek adına "Bu bıçakla her şeyi yapabilirim, bu mümkün!" diyen kapıdaki pazarlamacıya dayımın "Üstüne de oturabilir misin peki?" şeklindeki sorusu susmak bilmez pazarlamacıyı konuşamaz duruma getirdi.
Ağrıyan dizim için devlet hastanesine gidip gelirken, sıraydı, randevuydu, röntgendi, MR'dı, kan tahliliydi koştururken günler geçti ve ben sonuçları doktora gösteremeden dizimin ağrısının geçtiğini farkettim. Tıp ilerledi dedikleri bu olsa gerek!
Everest’in eteklerinde İrlanda ikinci lig takımlarının flama ve bayraklarının dahil olduğu bara, bizden de olsun, Türk dokusu bulunsun diye astığım Fenerbahçe formamın üzerine “.......... Fener!” yazan eleman, Allah belanı versin.
Hayatımda ilk kez, bugün kaşlarımı düzelttirmek için berberime, "Ali Abi, bu kaşları düzeltebilir misin?" dedim. "Ne demek, bütün ibnelerinkini ben düzeltiyorum zaten." dedi. Peki ben kaşları düzelttirdim mi? Düzelttirdim. Bahşiş de bıraktım mı? Bıraktım. Bir daha Ali Abi'ye gider miyim? İbnelik değil mi, gitmem artık!
Babamın karşı komşusu hakkında yorumu: "Bu adam da çok kılıbık. Ben ne zaman balkonu yıkasam, o da çamaşır asıyor." Canım babam, eski kazak erkeklerden kim kaldı senden başka!
Haftanın 5 günü dışarıdan yemek isteyen, geri kalan iki günde de makarna ve tavuk dışında bir şey yapmayı beceremeyen karım, dün akşam Yemekteyiz programına başvuracağını söyledi. Hala gülüyorum...
Bir tanıdığımızın 10 yaşındaki oğlunun Google'da arattığı cümle: "Çıplak kadın resimleri". Çıkan sonuçlar beklentisini karşılamamış, kendisini memnun etmemiş olacak ki azmetmiş, aramaya devam etmiş: "Çırılçıplak kadın resimleri!"
İlk genelev deneyiminde heyecandan ne yapacağını şaşırıp, kadına; ''Bakire misiniz?'' diye soran ben mi, yoksa; ''Evet bakireyim, kendimi sana sakladım.'' diye cevap veren hayat kadını mı alkışı haketti karar veremedim....
Sevgili anneanneciğim, havaalanındaki kadın polis memurunun amacı sana sarılmak değil üzerini aramaktı. Hadi sarılıp sırtını sıvazladın, bir de üstüne öpmenin ne gereği vardı?
İşyerime arkadaşım ziyarete geldi. Ne içmek istediğini sorduğumda çay cevabı ile 5-6 metre uzakta olan askerime, 2 işareti yapıp çay karıştırma hareketini yaptım. Asker olduğu yerde 2 kere döndü. Bir an arkadaş koptu, ben şaşkın...
Fazla kilolarından şikayet edip, akupunktura gitmeye karar veren tombik anneme babamın yorumu: "Sana bu saatten sonra inşaat çivisi çaksak fayda etmez hanım..." O günden beri küsler, barışmalarını bekliyoruz.
Geçen akşam bozuk olan laptopla uğraşırken, babamın; "Hadi artık bitmedi mi?" lafını her 5 dakikada bir tekrarlaması, annemin; "Sana ne be adam, fişi senin g.tüne mi takılı?" sorusu ile son bulmuştur.
Annem babamın içki içmesine tepki gösterir her zaman. Babam arkadaşlarıyla içerken bir gün arkadaşı "Maydonoz al, yenge anlamaz." demiş. Ve gecenin bir yarısı bizi gülme krizine sokan son. Ayakta zar zor duran bir baba ve elinde bir demet maydonoz...
Elindeki bıçakları satabilmek adına "Bu bıçakla her şeyi yapabilirim, bu mümkün!" diyen kapıdaki pazarlamacıya dayımın "Üstüne de oturabilir misin peki?" şeklindeki sorusu susmak bilmez pazarlamacıyı konuşamaz duruma getirdi.
Ağrıyan dizim için devlet hastanesine gidip gelirken, sıraydı, randevuydu, röntgendi, MR'dı, kan tahliliydi koştururken günler geçti ve ben sonuçları doktora gösteremeden dizimin ağrısının geçtiğini farkettim. Tıp ilerledi dedikleri bu olsa gerek!
Everest’in eteklerinde İrlanda ikinci lig takımlarının flama ve bayraklarının dahil olduğu bara, bizden de olsun, Türk dokusu bulunsun diye astığım Fenerbahçe formamın üzerine “.......... Fener!” yazan eleman, Allah belanı versin.
Hayatımda ilk kez, bugün kaşlarımı düzelttirmek için berberime, "Ali Abi, bu kaşları düzeltebilir misin?" dedim. "Ne demek, bütün ibnelerinkini ben düzeltiyorum zaten." dedi. Peki ben kaşları düzelttirdim mi? Düzelttirdim. Bahşiş de bıraktım mı? Bıraktım. Bir daha Ali Abi'ye gider miyim? İbnelik değil mi, gitmem artık!
Babamın karşı komşusu hakkında yorumu: "Bu adam da çok kılıbık. Ben ne zaman balkonu yıkasam, o da çamaşır asıyor." Canım babam, eski kazak erkeklerden kim kaldı senden başka!
Haftanın 5 günü dışarıdan yemek isteyen, geri kalan iki günde de makarna ve tavuk dışında bir şey yapmayı beceremeyen karım, dün akşam Yemekteyiz programına başvuracağını söyledi. Hala gülüyorum...
Bir tanıdığımızın 10 yaşındaki oğlunun Google'da arattığı cümle: "Çıplak kadın resimleri". Çıkan sonuçlar beklentisini karşılamamış, kendisini memnun etmemiş olacak ki azmetmiş, aramaya devam etmiş: "Çırılçıplak kadın resimleri!"
Erkekler Sevgiliden Ayrılınca Ne Yapar ( geyik )
1-acaba 2-yanlis 3-mi 4-yaptim 5-yoksa 6-dogru 7-mu 8-ulan 9-guzel 10-kizdi
11-allah 12-icin 13-iyi de 14-kizdi 15-ama 16-cok 17-kiskancti 18-yahu 19-her
20-seyime 21-karisiyordu 22-bir rahat 23-haraket 24-edemiyordum 25-ama
26-gozleri 27-masmaviydi 28-deniz 29-gibi 30-gozleri 31-vardi 32-icinde
33-kayboluyordum 34-huzur 35-buluyordum 36-saclari ipek gibi 37-her dokunus
38-ayri mutluluktu 39-simsiyahti 40-offf 41-kafana .... olm 42-kacirdin canim
hatunu 43-bunun gibisini bir daha 44-zor bulursun 45-köseyi donmeden seslensem
46-seni seviyorum desem 47-inanir mi acaba 48-hadi olm de iste deli gibi
seviyorsun 49-nerde sende o cesaret olm 50-senden bir b.k olmaz 51-hadi olm
birak su inadi 52-bagir avazin ciktigi kadar 53-ya beni terslerse 54-rezil
olurum 55-niye terslesin ki ya 56-seni seviyorum derdi bana hep 57-bagir hadi bagir
58-koseyi dondu hatun allah belami versin 59- hasss.. ulan mac vardi maci
kaciriyorum 60- taksiiiiiiii.......
11-allah 12-icin 13-iyi de 14-kizdi 15-ama 16-cok 17-kiskancti 18-yahu 19-her
20-seyime 21-karisiyordu 22-bir rahat 23-haraket 24-edemiyordum 25-ama
26-gozleri 27-masmaviydi 28-deniz 29-gibi 30-gozleri 31-vardi 32-icinde
33-kayboluyordum 34-huzur 35-buluyordum 36-saclari ipek gibi 37-her dokunus
38-ayri mutluluktu 39-simsiyahti 40-offf 41-kafana .... olm 42-kacirdin canim
hatunu 43-bunun gibisini bir daha 44-zor bulursun 45-köseyi donmeden seslensem
46-seni seviyorum desem 47-inanir mi acaba 48-hadi olm de iste deli gibi
seviyorsun 49-nerde sende o cesaret olm 50-senden bir b.k olmaz 51-hadi olm
birak su inadi 52-bagir avazin ciktigi kadar 53-ya beni terslerse 54-rezil
olurum 55-niye terslesin ki ya 56-seni seviyorum derdi bana hep 57-bagir hadi bagir
58-koseyi dondu hatun allah belami versin 59- hasss.. ulan mac vardi maci
kaciriyorum 60- taksiiiiiiii.......
Kırık Camlar Teorisi ( Kişisel Gelişim )
Kırık Cam Teorisi,
Wilson ve Kelling adında iki Amerikalı teorisyen tarafından 1980`lerin başında ortaya atıldı. Bu teori, Wikipedia`da (Wiki: What I Know Is) aşağıdaki örnekle anlatılıyor:
"Bir kaç camı kırık olan bir bina düşünün. Eğer camlar tamir edilmezse, kimi insanlar başka camları da kırmakta bir sakınca görmeyecektir. Bu şekilde devam ettiği görüldüğünde, binaya daha büyük zararlar vereceklerdir, ve sonunda bina ve devamında o sokaktaki diğer binalar, yaşanmaz hale gelecektir."
Bu teoriye dayanarak, en küçük sorunlara ve kural ihlallerine öncelik vererek çok daha büyük sorunların çözülebileceğini öngören yetkililer, sonraki 20 yılda New York gibi kimi büyük şehirlerde suç oranının sıfıra yakın bir seviyeye inmesini sağladılar.
Kırık Camlar Teorisi, iş yaşamımızda da bir çok büyük soruna çözüm oluşturabilir. "Kırık Camlar, Başarısız İşler" kitabının yazarı Michael Levine, iş dünyasında kırık camları "güzel bir mağazanın boyası çıkmış duvarı, ya da bir müşteri hizmetleri telefon görüşmesinde yirmi dakika boyunca tekrarlayan bir müzikle bekletildikten sonra hattın kesilmesidir" diye özetliyor.
Kendi işinizde ya da çalıştığınız şirkette, önemsiz görünen sorunları hızla çözmeniz, benzeri hataların tekrarlanmasını, ve bu ufak sorunlardan güç alan daha büyüklerinin oluşmasını önleyecektir.
hayatınızda ki kırık camlardan kurtulun!!!
Wilson ve Kelling adında iki Amerikalı teorisyen tarafından 1980`lerin başında ortaya atıldı. Bu teori, Wikipedia`da (Wiki: What I Know Is) aşağıdaki örnekle anlatılıyor:
"Bir kaç camı kırık olan bir bina düşünün. Eğer camlar tamir edilmezse, kimi insanlar başka camları da kırmakta bir sakınca görmeyecektir. Bu şekilde devam ettiği görüldüğünde, binaya daha büyük zararlar vereceklerdir, ve sonunda bina ve devamında o sokaktaki diğer binalar, yaşanmaz hale gelecektir."
Bu teoriye dayanarak, en küçük sorunlara ve kural ihlallerine öncelik vererek çok daha büyük sorunların çözülebileceğini öngören yetkililer, sonraki 20 yılda New York gibi kimi büyük şehirlerde suç oranının sıfıra yakın bir seviyeye inmesini sağladılar.
Kırık Camlar Teorisi, iş yaşamımızda da bir çok büyük soruna çözüm oluşturabilir. "Kırık Camlar, Başarısız İşler" kitabının yazarı Michael Levine, iş dünyasında kırık camları "güzel bir mağazanın boyası çıkmış duvarı, ya da bir müşteri hizmetleri telefon görüşmesinde yirmi dakika boyunca tekrarlayan bir müzikle bekletildikten sonra hattın kesilmesidir" diye özetliyor.
Kendi işinizde ya da çalıştığınız şirkette, önemsiz görünen sorunları hızla çözmeniz, benzeri hataların tekrarlanmasını, ve bu ufak sorunlardan güç alan daha büyüklerinin oluşmasını önleyecektir.
hayatınızda ki kırık camlardan kurtulun!!!
Süpermenin Kimselerin Bilmediği Günlüğü way beee
7 Ocak Perşembe
Bugün gene Klark Kent kılığında işe gittim. Bu salak Klark ı oynamaktan bıktım artık. Sen kalk koskoca Süpermen ol, ondan sonra otobüsle, dolmuşla işe git. Otobüste sıkışık sıkışık giderken fordçunun biri arkama geçti, ağzı da leş gibi sarımsak kokuyordu. Şeytan dedi ki sok şu herifin ağzına elini, parmaklarını gözünden çıkar. Otobüsün lastiği patladı. İşin yoksa yürü babam yürü. İşe de geç kaldım. Bir de üstüne fırça yedim. Kahve makinesinden kahve alırken üstüme döktüm. Luis her zamanki gibi dalga geçti. Öğle yemeğinde çorbamdan sinek çıktı. Yemekten dönerken Süpermen kılığına girip düşen bir uçağı kurtardım. Millet yine çok yaşa Süpermen diye bağırdı, ben de onlara şirinlik yapıp el salladım.
8 Ocak Cuma
Bıktım artık bu dünyada yaşamaktan. Yok arkadaş ben bu dünyaya alışamadım. Bugün gazetedeki arkadaşlarla beraber öğle yemeğine Meksika lokantasına gittik. Hay gitmez olaydım. Yemekte Meksika usulü kurufasulye yedik. Sen misin yiyen. Akşama kadar gazdan geberdim. Gaz mesele değil bilader, -afferdersin- ossurunca geçer. Ama ya ossuramayınca? Midemde atom bombası patlasa birşey olmaz ama bu Meksika fasulyesi acayip birşey. Süperbağırsaklarım birbirine dolandı sandım. Şimdi hafiften ossursam binalar yıkılacak, ossurmasam geberecem. Evrendeki kötü güçlerin başedemediği süper kahraman Süpermen i bir uyduruk kurufasulye oldurecek. Tuvalette üstümü değişip uzaya gideyim dedim, benden önce herifin biri girdi, tam iki saat çıkmadı. Ne yaptın bilader iki saat yıllık mı sıçtın. Yuh be. Sonunda Süpermen olup uzaya kaçtım. Uzayda bir güzel zangır zangır ossurdum. Ooohh bee, dünya varmış. Acayip rahatladım. Bu arada yanlışlıkla arkamı Ay a dönüp öyle ossurmuşum, benimki süperossuruk Ay ın yörüngesinde iki derecelik sapma meydana geldi. Neyse onu da yörüngesine oturttum. Bundan böyle kurufasulyeyi de kriptonit gibi zararlı maddeler listesine koyuyorum. İnşallah düşmanlarım bu durumu öğrenmezler.
9 Ocak Cumartesi
Bugün tatil. Deyli Planet gazetesine gitmedim, çok mutluyum. Can sıkıntısından geberdim. Sonra bizim Betmen le Örümcek Adam aradılar. Akşama kadar ellibir, yanık, pişti falan oynadık. Okey de oynayacağız ama bilader dünyada üç tane süperkahraman var, olmuyor.Okeye dördüncü kahramanı dörtgözle bekliyoruz ama nafile. Herkes bizim gibi dünyanın derdiyle uğraşacak kadar enayi mi arkadaş.
10 Ocak Pazar
Canım sıkılınca şöyle bir şehri dolaşayım dedim. Çok güzel bir hatun gördüm. Süperüfürüğümle hatunun eteğini çaktırmadan havaya kaldırdım. O ne be? Meğer karı içine don giymemiş. Onu öyle görünce acayip azdım. Boş bir telefon kulübesi bulup üç saniyede oniki posta otuzbir çektim. Anca rahatladım. Bu yaşa geldik hala otuzbir çekiyoruz. Şu Luis le evlensek de abazalıktan kurtulsak. Ama olmuyor bilader. Şu babamın yaptığı keleği de kimse yapmadı bana. Beni dünyaya gönderirken yanıma bir de kız çocuğu koysaydı, biz de dünyada böyle sap gibi dolaşmazdık. Onunla bir güzel evlenip çoluk-çocuğa karışırdık. Peki babam ne yapmış? Yanımıza bir Kripton malı şişme bebek koymuş. O da 5 yıl önce bir azgınlık zamanımda patladı. Dünyadakilerde benim hızıma dayanamayıp eriyor. Benim kaderimi yazan eller kırılsın, ne diyeyim..
11 Ocak Pazartesi
Yine mesai basladi. Yine ayni patirti. Yine ayni kosturmaca. Yine ayni salak Klark. Yine ayni ukela Luis. Yine ayni felaketler, Yine ayni cok yasa Supermen laflari. Yine ayni numaradan siritmalar. Hic degisen bisey yok. Milletin keyfi keka. Istedigini ye-ic, istediginle yat-kalk, kilikdan kiliga girmene hic gerek yok. Oh ne guzel. Millet de keske Supermen gibi olsak der. Hadi ordan. Bu dunyada Supermen olacagima keske Kripton da çöpcü olsaydim. Ah gurbet ah. Kendi derdim yokmus gibi bi de elalemin derdiyle ugras. Herkesin derdine care bulmaya mecbur muyum arkadas? Hadi buyuk felaketleri, dunyanin basina bela olan zibidilerle ugrasmayi anladik, bir de ivir-zivir islerle ugrasiyoruz. Bilmem kimin kopegi kaybolmus gel Supermen, su borusu patlamis gel Supermen. Gel Supermen, git Supermen. Babanizin usagi mi var? Gecen gun birinin kicinda sivilce cikmis bana sunu bi patlat diyor. Bu insanlarla iyice yuz-goz olduk bilader,suc bizde. Bunlara bu kadar yuz vermiyecektik. Bak Betmen e, adamin yanina kimse yaklasamiyor. Hem de acayip zengin. Biz de karin tokluguna kahramanlik yapiyoruz. Dunyayi kurtaran adammisiz. Hay siciyim dunyanizin icine.
12 Ocak Salı
Bu gun cok kotuyum. Bir-iki gundur kabiz olmustum. Bu kabizlik da benim icin hersey gibi buyuk dert. Zaten bu dunyada bana rahat-rahat sicmak bile haram arkadas. Cocukken koyde idare ediyorduk. Orasi genis arazi. Pek farkedilmiyor. Ama ya koca Metropolis te. Sehrin gobeginde olmuyor. Mesela Arizona krateri aslinda benim marifetimdir. Metropolis e ilk geldigimde normal insanlar gibi ben de tuvalete gitmistim. Biraz zorlayinca benim Superbok tuvaletin betonunu delip dunyanin obur tarafindan cikmisti. Zaten bosuna dememisler azimle sican betonu deler diye. O zaman buyuk olay oldu. Ama kimse bunun benim marifetim oldugunu anlamadi. Bu azimli bir vatadasin isidir deyip olayi kapattilar.Zaten o zamanlar boyle meshur da degildim. O zamandan bu yana rahatlamak icin uzaya cikiyorum. Ilk baslarda iyi oluyordu. Rahat rahat isimizi goruyorduk. Bu uzay arastirmalari falan ciktigindan bu yana artik uzayda da rahat yok arkadas. Zaten dunyanin yorungesinde -afferdersin- boktan bir uydu yapmistim. Bu insanlar beni burada da rahat birakmadilar. Ben de Ay i tuvalet olarak kullanmaya basladim. Ay yuzeyindeki bir cok krater benim eserimdir. Ama ne care, insanlar oraya da gelmeye baslayinca bu sefer Mars a gitmeye basladim cok iyi oluyordu. Hem orasi kayalikda bir yer. Kicimizi taslara siliyorduk. Cok iyi gunlerdi onlar. Sonra insanlar oraya da uydu bilmem ne gondermeye basladilar.Oraninda tadi kacti. Bir gun Mars ta rahat rahat isimi gorurken birden bir seyin kicimi yokladigini hissetim. Benim bildigim Mars ta hayat yok, arkama baktim insanlarin dunyadan gonderdigi robot kicimi inceliyor. Tabii aynen yamulttum robotu. uzuldum ama ne yapalim bilader bizim de kendimize gore bir imajimiz var. Ondan sonra butun dunyaya iste Supermen in supergotu diye yayinlayacaklar. Dunyanin maskarasi olacagiz. Daha onceden de dunyanin yorungesine sicarken NASA astronotlari bilmeden fotograflarimi cekmislerdi. Onlari NASA dan rica edip almistim. O olay oylece kapanmisti. Bu sefer herifler Internetten canli yayin yapiyor arkadas. Sonra diger gezegenlere, Jupitere, Saturn e gitmeye basladim. Bu insanlar orada da rahat birakmadilar. Gunes sisteminin her yerini uydularla doldurdular. Nereye gitsem karsima ya bir uydu, ya da bir sonda falan cikiyor. Bir sefer gunese gidiyim dedim, az daha kestaneyi kebap yapiyordum. Ben de artik Gunes Sistemi nin en uzak gezegeni Pluton a gidiyorum. Orasida cok soguk, adamin seyi donuyor ama ne yaparsin iste,gurbetlik. Iste neyse gecen gun acayip kabiz olmusum. Iyileseyim diye 10 kilo mushil aldim. Vay sen misin alan. Bu sefer de ishal oldum. Bu ishal beni mahvetti. Mesela gazetede calisiyorum, zart, kriz geliyor. Hemen tuvalete gidip kilik degistiriyorum ondan sonra ver gotunu -pardon- elini Pluton. Bir guzel rahatliyorum. tekrar donup yerime oturuyorum, iki dakika sonra bir kriz daha. Hadi bir daha ayni seyler. Tam 1643 defa Pluton a gittim geldim. Bir iki seferde Pluton a varamadan donumuza ettik. Pelerin-melerin hepsi batti. Allahtan Pluton da bir miktar buz var. Buzlari supergozlerimle eritip ustumu basimi yikadim.
Hadi.....eyvallah
Bugün gene Klark Kent kılığında işe gittim. Bu salak Klark ı oynamaktan bıktım artık. Sen kalk koskoca Süpermen ol, ondan sonra otobüsle, dolmuşla işe git. Otobüste sıkışık sıkışık giderken fordçunun biri arkama geçti, ağzı da leş gibi sarımsak kokuyordu. Şeytan dedi ki sok şu herifin ağzına elini, parmaklarını gözünden çıkar. Otobüsün lastiği patladı. İşin yoksa yürü babam yürü. İşe de geç kaldım. Bir de üstüne fırça yedim. Kahve makinesinden kahve alırken üstüme döktüm. Luis her zamanki gibi dalga geçti. Öğle yemeğinde çorbamdan sinek çıktı. Yemekten dönerken Süpermen kılığına girip düşen bir uçağı kurtardım. Millet yine çok yaşa Süpermen diye bağırdı, ben de onlara şirinlik yapıp el salladım.
8 Ocak Cuma
Bıktım artık bu dünyada yaşamaktan. Yok arkadaş ben bu dünyaya alışamadım. Bugün gazetedeki arkadaşlarla beraber öğle yemeğine Meksika lokantasına gittik. Hay gitmez olaydım. Yemekte Meksika usulü kurufasulye yedik. Sen misin yiyen. Akşama kadar gazdan geberdim. Gaz mesele değil bilader, -afferdersin- ossurunca geçer. Ama ya ossuramayınca? Midemde atom bombası patlasa birşey olmaz ama bu Meksika fasulyesi acayip birşey. Süperbağırsaklarım birbirine dolandı sandım. Şimdi hafiften ossursam binalar yıkılacak, ossurmasam geberecem. Evrendeki kötü güçlerin başedemediği süper kahraman Süpermen i bir uyduruk kurufasulye oldurecek. Tuvalette üstümü değişip uzaya gideyim dedim, benden önce herifin biri girdi, tam iki saat çıkmadı. Ne yaptın bilader iki saat yıllık mı sıçtın. Yuh be. Sonunda Süpermen olup uzaya kaçtım. Uzayda bir güzel zangır zangır ossurdum. Ooohh bee, dünya varmış. Acayip rahatladım. Bu arada yanlışlıkla arkamı Ay a dönüp öyle ossurmuşum, benimki süperossuruk Ay ın yörüngesinde iki derecelik sapma meydana geldi. Neyse onu da yörüngesine oturttum. Bundan böyle kurufasulyeyi de kriptonit gibi zararlı maddeler listesine koyuyorum. İnşallah düşmanlarım bu durumu öğrenmezler.
9 Ocak Cumartesi
Bugün tatil. Deyli Planet gazetesine gitmedim, çok mutluyum. Can sıkıntısından geberdim. Sonra bizim Betmen le Örümcek Adam aradılar. Akşama kadar ellibir, yanık, pişti falan oynadık. Okey de oynayacağız ama bilader dünyada üç tane süperkahraman var, olmuyor.Okeye dördüncü kahramanı dörtgözle bekliyoruz ama nafile. Herkes bizim gibi dünyanın derdiyle uğraşacak kadar enayi mi arkadaş.
10 Ocak Pazar
Canım sıkılınca şöyle bir şehri dolaşayım dedim. Çok güzel bir hatun gördüm. Süperüfürüğümle hatunun eteğini çaktırmadan havaya kaldırdım. O ne be? Meğer karı içine don giymemiş. Onu öyle görünce acayip azdım. Boş bir telefon kulübesi bulup üç saniyede oniki posta otuzbir çektim. Anca rahatladım. Bu yaşa geldik hala otuzbir çekiyoruz. Şu Luis le evlensek de abazalıktan kurtulsak. Ama olmuyor bilader. Şu babamın yaptığı keleği de kimse yapmadı bana. Beni dünyaya gönderirken yanıma bir de kız çocuğu koysaydı, biz de dünyada böyle sap gibi dolaşmazdık. Onunla bir güzel evlenip çoluk-çocuğa karışırdık. Peki babam ne yapmış? Yanımıza bir Kripton malı şişme bebek koymuş. O da 5 yıl önce bir azgınlık zamanımda patladı. Dünyadakilerde benim hızıma dayanamayıp eriyor. Benim kaderimi yazan eller kırılsın, ne diyeyim..
11 Ocak Pazartesi
Yine mesai basladi. Yine ayni patirti. Yine ayni kosturmaca. Yine ayni salak Klark. Yine ayni ukela Luis. Yine ayni felaketler, Yine ayni cok yasa Supermen laflari. Yine ayni numaradan siritmalar. Hic degisen bisey yok. Milletin keyfi keka. Istedigini ye-ic, istediginle yat-kalk, kilikdan kiliga girmene hic gerek yok. Oh ne guzel. Millet de keske Supermen gibi olsak der. Hadi ordan. Bu dunyada Supermen olacagima keske Kripton da çöpcü olsaydim. Ah gurbet ah. Kendi derdim yokmus gibi bi de elalemin derdiyle ugras. Herkesin derdine care bulmaya mecbur muyum arkadas? Hadi buyuk felaketleri, dunyanin basina bela olan zibidilerle ugrasmayi anladik, bir de ivir-zivir islerle ugrasiyoruz. Bilmem kimin kopegi kaybolmus gel Supermen, su borusu patlamis gel Supermen. Gel Supermen, git Supermen. Babanizin usagi mi var? Gecen gun birinin kicinda sivilce cikmis bana sunu bi patlat diyor. Bu insanlarla iyice yuz-goz olduk bilader,suc bizde. Bunlara bu kadar yuz vermiyecektik. Bak Betmen e, adamin yanina kimse yaklasamiyor. Hem de acayip zengin. Biz de karin tokluguna kahramanlik yapiyoruz. Dunyayi kurtaran adammisiz. Hay siciyim dunyanizin icine.
12 Ocak Salı
Bu gun cok kotuyum. Bir-iki gundur kabiz olmustum. Bu kabizlik da benim icin hersey gibi buyuk dert. Zaten bu dunyada bana rahat-rahat sicmak bile haram arkadas. Cocukken koyde idare ediyorduk. Orasi genis arazi. Pek farkedilmiyor. Ama ya koca Metropolis te. Sehrin gobeginde olmuyor. Mesela Arizona krateri aslinda benim marifetimdir. Metropolis e ilk geldigimde normal insanlar gibi ben de tuvalete gitmistim. Biraz zorlayinca benim Superbok tuvaletin betonunu delip dunyanin obur tarafindan cikmisti. Zaten bosuna dememisler azimle sican betonu deler diye. O zaman buyuk olay oldu. Ama kimse bunun benim marifetim oldugunu anlamadi. Bu azimli bir vatadasin isidir deyip olayi kapattilar.Zaten o zamanlar boyle meshur da degildim. O zamandan bu yana rahatlamak icin uzaya cikiyorum. Ilk baslarda iyi oluyordu. Rahat rahat isimizi goruyorduk. Bu uzay arastirmalari falan ciktigindan bu yana artik uzayda da rahat yok arkadas. Zaten dunyanin yorungesinde -afferdersin- boktan bir uydu yapmistim. Bu insanlar beni burada da rahat birakmadilar. Ben de Ay i tuvalet olarak kullanmaya basladim. Ay yuzeyindeki bir cok krater benim eserimdir. Ama ne care, insanlar oraya da gelmeye baslayinca bu sefer Mars a gitmeye basladim cok iyi oluyordu. Hem orasi kayalikda bir yer. Kicimizi taslara siliyorduk. Cok iyi gunlerdi onlar. Sonra insanlar oraya da uydu bilmem ne gondermeye basladilar.Oraninda tadi kacti. Bir gun Mars ta rahat rahat isimi gorurken birden bir seyin kicimi yokladigini hissetim. Benim bildigim Mars ta hayat yok, arkama baktim insanlarin dunyadan gonderdigi robot kicimi inceliyor. Tabii aynen yamulttum robotu. uzuldum ama ne yapalim bilader bizim de kendimize gore bir imajimiz var. Ondan sonra butun dunyaya iste Supermen in supergotu diye yayinlayacaklar. Dunyanin maskarasi olacagiz. Daha onceden de dunyanin yorungesine sicarken NASA astronotlari bilmeden fotograflarimi cekmislerdi. Onlari NASA dan rica edip almistim. O olay oylece kapanmisti. Bu sefer herifler Internetten canli yayin yapiyor arkadas. Sonra diger gezegenlere, Jupitere, Saturn e gitmeye basladim. Bu insanlar orada da rahat birakmadilar. Gunes sisteminin her yerini uydularla doldurdular. Nereye gitsem karsima ya bir uydu, ya da bir sonda falan cikiyor. Bir sefer gunese gidiyim dedim, az daha kestaneyi kebap yapiyordum. Ben de artik Gunes Sistemi nin en uzak gezegeni Pluton a gidiyorum. Orasida cok soguk, adamin seyi donuyor ama ne yaparsin iste,gurbetlik. Iste neyse gecen gun acayip kabiz olmusum. Iyileseyim diye 10 kilo mushil aldim. Vay sen misin alan. Bu sefer de ishal oldum. Bu ishal beni mahvetti. Mesela gazetede calisiyorum, zart, kriz geliyor. Hemen tuvalete gidip kilik degistiriyorum ondan sonra ver gotunu -pardon- elini Pluton. Bir guzel rahatliyorum. tekrar donup yerime oturuyorum, iki dakika sonra bir kriz daha. Hadi bir daha ayni seyler. Tam 1643 defa Pluton a gittim geldim. Bir iki seferde Pluton a varamadan donumuza ettik. Pelerin-melerin hepsi batti. Allahtan Pluton da bir miktar buz var. Buzlari supergozlerimle eritip ustumu basimi yikadim.
Hadi.....eyvallah
Çarpıtılmış Eğlenceli Atasözleri
stemek başarmanın karısıdır
Temizlik İran’dan gelir
Ağaç yaşken emilir
Hayatımı yazsam orman olur
Erkeğin midesine giden yol kalbinin yakınından geçer
Yalancının mumu yansıyana kadar yanar
Komşu komşunun gülüne muhtaçtır
Moda, insanın üstüne yapışanı giymesidir
Piyasadaki vurgunluk emişen ülkelerin hisse senetlerini feci vurdu dibe fırlattı
En bozuk saat bile günde iki kez yanılabilir
Kitabı en iyi şekilde emmeliyiz
Kitap insanın en iyi tostudur
Söz sükütse gümüş altındır
Az önce gıravata kravat dedin de ay ben bu yanlış söylemlere çok gülüyorum ya
Oğlum Dede Efendi mi o? Gerçekten ne kadan da efendiymiş
Ekspresko sıcak içilir lütfen
Ben lisedeyken Aykut Testi yaptırmıştım. Benim ki üstün bi alt sınırı çıkmıştı benim hemen üstümdekiler, Ünlü ressam Albert Einstein ile Ünlü Bilim Adamı Pascal Numan mış
Sana tebrik koyuyorum Erman
Mikro Dalgalı Fırın
Biz gayet misafirparkır bi aileyiz
Ekspressolarımızı koltuklarımıza yayılıp televizyon karşısında höpürdetelim
ADB doları aldı başını gidiyo
Yemekler zaman hışımına uğramasın
Biz de Boğaziçi'nde okurken “boyfirenkimiz” vardı
Üzüm üzüme baka baka kamaşır
İki kişinin bindiği tır değildir
Aşkın kaşı yoktur
Aşkı bulmak zor değildir onu koruklamaktır
Santranç benim ata sporumdur
Galiba Şah Mart oldu
Kulplu beygir dalında pek çok madalya ve ödüllüm vardır
Uzun lafın sopası
Her koyun kendi bacanağıylan basılır
Hayat gömme dolap gibidir inişleri ve çıkışları vardır
İstemek başarmanın karısıdır
Adale mülkün temelidir
ve bombaaa
İntikam; soğuk emilen bir inektir :)))))
Temizlik İran’dan gelir
Ağaç yaşken emilir
Hayatımı yazsam orman olur
Erkeğin midesine giden yol kalbinin yakınından geçer
Yalancının mumu yansıyana kadar yanar
Komşu komşunun gülüne muhtaçtır
Moda, insanın üstüne yapışanı giymesidir
Piyasadaki vurgunluk emişen ülkelerin hisse senetlerini feci vurdu dibe fırlattı
En bozuk saat bile günde iki kez yanılabilir
Kitabı en iyi şekilde emmeliyiz
Kitap insanın en iyi tostudur
Söz sükütse gümüş altındır
Az önce gıravata kravat dedin de ay ben bu yanlış söylemlere çok gülüyorum ya
Oğlum Dede Efendi mi o? Gerçekten ne kadan da efendiymiş
Ekspresko sıcak içilir lütfen
Ben lisedeyken Aykut Testi yaptırmıştım. Benim ki üstün bi alt sınırı çıkmıştı benim hemen üstümdekiler, Ünlü ressam Albert Einstein ile Ünlü Bilim Adamı Pascal Numan mış
Sana tebrik koyuyorum Erman
Mikro Dalgalı Fırın
Biz gayet misafirparkır bi aileyiz
Ekspressolarımızı koltuklarımıza yayılıp televizyon karşısında höpürdetelim
ADB doları aldı başını gidiyo
Yemekler zaman hışımına uğramasın
Biz de Boğaziçi'nde okurken “boyfirenkimiz” vardı
Üzüm üzüme baka baka kamaşır
İki kişinin bindiği tır değildir
Aşkın kaşı yoktur
Aşkı bulmak zor değildir onu koruklamaktır
Santranç benim ata sporumdur
Galiba Şah Mart oldu
Kulplu beygir dalında pek çok madalya ve ödüllüm vardır
Uzun lafın sopası
Her koyun kendi bacanağıylan basılır
Hayat gömme dolap gibidir inişleri ve çıkışları vardır
İstemek başarmanın karısıdır
Adale mülkün temelidir
ve bombaaa
İntikam; soğuk emilen bir inektir :)))))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)